HIZLI BİR DÜŞÜN ORTASINDA SOLUK | Abbas Beydoun
Abbas Beydoun, 1945 yılında Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde doğdu. Beyrut Üniversitesi’nde Arap Edebiyatı okudu ve Fransa Sorbonne Üniversitesi’nde edebiyat alanında yüksek lisans yaptı. Hayatını Beyrut, Paris ve Berlin arasında geçirdi; 20 yıla yakın Lübnan’ın es-Sefîr gazetesi kültür bölümünün editörlüğünü yaptı. Siyasi görüşleri sebebiyle 1968 yılında Lübnan güvenlik güçleri tarafından, 1982’de ise Lübnan’ı işgal eden İsrail güçleri tarafından tutuklanıp işkence gördü.
Şair, romancı, denemeci ve gazetecidir. 21 şiir kitabı ve 7 romanı yayınlanmıştır.
Abbas Beydoun, Akdeniz Şiir Ödülü ve Şeyh Zayed Kitap Ödülü gibi pek çok edebiyat ödülüne layık görülmüştür. Şiirleri İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca ve Almancaya çevrildi. Bugün hâlâ Lübnan’da yaşamakta ve al Araby al Jadeed gazetesinde yazmaktadır.
HIZLI BİR DÜŞÜN ORTASINDA SOLUK
Kapının ardında hâlâ bir zaman var,
Solmuş gündüz bitmedi, odanın dışına çıkmadı.
Yatağa atılmış gömlekler artık kendi renginde değil.
Ayakkabıların uykusuna ihtiyacı olan
bir akşam saatiydi,
fincana da ihtiyacı vardı
ama getiren
ölülerin marşını okuyacaktı tezgahtaki tencerelere.
Gece her yere taşırdı hikayelerini,
vedasından bahsetmeyelim.
Bu kısa trajedi
bir yanak okşamasıyla biterdi,
yolcuların üzerine serpilmiş selamlarla,
belki de
hızlı bir düşte bir solukla.
SONSUZ TATİL
Başka şairlerden bana kalan resimleri,
atıyorum elimden
gözlerimden de
tıpkı kalbimden söküp attığım gibi
Atıyorum
çocukluk arkadaşlarımın
benim için dilendiği paraları,
ismi hep ‘dün’ olan randevuları,
vaktinde -artık mazi olanları-
beklediğim çalılıkları atıyorum.
Şimdi önümde duran
imzasız günler
sonsuz bir tatil gibi
Gelecekten gelen pazarlar
o büyük mazi
hesaplanmamış bir zamandan
ufku kapatıyor.
Tek bir bayram
yılların boynuna asılı,
gözlerimizden hayatın ötesine fırlıyor.
Tek bir gün
çalılıklardan geliyor
herkesin gözü önünde esnemeye başlıyor.
Ellerimden ve kalbimden atıyorum:
tarihsiz kartları,
bütün yüzlere benzeyen
yüzümün izi olan alçıyı,
çözülüp dökülen bir zincir gibi koca bir ömrü,
ve atıyorum her güne asılı kalan bir pazarı.
BİR FİKİR
Pazar tezgahlarından çalıp çalmadığımı
bilmediğim bir fikir,
adımlarından çabuk
gözlerimden hızlı nasıl oldu da düştü içime?
Onu her yerden çalabilirdim aslında
tek bir bakışta
sokak da bir fikir, ev de
belki şu kıvrılıp yatan köpek yavrusu da.
Gündüz bütün karşılaşmaların gazetesi
gecemize de taşıyacağımız,
belki uyku da bir gazetedir.
Geçip giderim
bu şeyi gizlice çoğalmaya bırakırım
an be an.
Ama artan bir sayı var öte yanda
devasa bir rakam,
balkonlara, ara sokaklara,
belki de yıllara yayılan.
Bizim adımlarımızdır öldürülen ömürler,
gelecek randevularımızdır.
Hayat buluruz bu kargaşada;
her şeye rağmen
bizi yutacak bir fikir buluruz,
bir sayıya dönüşmeden.
Çeviren: Melek Deniz Özdemir
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.